Aile Diş Hekimliği Uygulaması Yaygınlaştırılmalı
Ağız ve diş sağlığı hastalıklarının dünya genelinde 3,5 milyar insanı etkileyen en yaygın sağlık sorunu olduğunu belirten Türk Diş Hekimleri Birliği (TDB) Genel Başkanı Tarık İşmen, diş çürüğü ve diş eti hastalıklarının çocuklardan yetişkinlere ve yaşlılara kadar toplumun tüm kesimlerini olumsuz etkilediğini kaydetti.
Ağız ve diş sağlığı hastalıklarının dünya genelinde 3,5 milyar insanı etkileyen en yaygın sağlık sorunu olduğunu belirten Türk Diş Hekimleri Birliği (TDB) Genel Başkanı Tarık İşmen, diş çürüğü ve diş eti hastalıklarının çocuklardan yetişkinlere ve yaşlılara kadar toplumun tüm kesimlerini olumsuz etkilediğini kaydetti. Türk halkının ağız ve diş sağlığı konusunda kötü bir karneye sahip olduğuna dikkat çeken İşmen, koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerine öncelik verilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Ağız Sağlığı İçin Önemli Adımlar Atılmalı
20 Mart ‘Dünya Ağız Sağlığı Günü’ nedeniyle Türk Diş Hekimleri Birliği (TDB) genel merkezinde bir basın toplantısı düzenlendi. TDB Genel Başkanı Tarık İşmen yaptığı açıklamada, toplumların ağız ve diş hastalıklarının görülme sıklığını azaltmak, dünyadaki ağız sağlığındaki kötü gidişi iyileştirmek, kişilerin, ailelerin, toplumların ve hükümetlerin dikkatini ağız sağlığına çekmek amacıyla 20 Mart’ın ‘Dünya Ağız Sağlığı Günü’ olarak kabul edildiğini anlattı.
Türkiye’de Diş Çürüğü Yaygın
Ankara Üniversitesi ile Sağlık Bakanlığı’nın 2018’de yaptıkları ve 2022’de güncelledikleri bir araştırmanın bulgularını açıklayan İşmen, “Türkiye’nin ağız ve diş sağlığı karnesine baktığımız zaman ne yazık ki kötü bir karneye sahip. DMFT dediğimiz bireyin çürük, kayıp ve dolgulu diş sayısını gösteren endeks, ülkemizde 15 yaşından sonra çürük ortalamamız 2,5 iken 35 yaşında 8’e çıkmakta ve 65 yaşından sonra da çürük ve eksik diş ortalamamız 22’ye ulaşmakta. Bu araştırmadan elde edilen veriler Türkiye’de diş çürüğünün toplumun bütün kesimlerindeki yaygınlığını net olarak göstermektedir” dedi.
Tarık İşmen, Türkiye ile aynı nüfusa ve özelliklere sahip ülkelerin koruyucu diş hekimliği ve ulusal koruyucu ağız diş sağlığı projeleri ile bu sorunu çözmeye çalıştıklarını ve başarılı olduklarını belirterek, bu ülkelere en iyi örneğin Almanya ve Fransa olduğunu dile getirdi.
Aile Diş Hekimliği Projesi Tüm Türkiye’yi Kapsamalı
Sağlık Bakanlığı’nın 2022’de pilot uygulama olarak başlattığı Aile Diş Hekimliği uygulamasına da değinen İşmen, bunun önemli bir adım olduğunu, projeye 0-12 yaş arasındaki çocukların dahil edildiğini, başvuran çocukların ağız ve diş sağlığı taramalarının yapılıp, e-Nabız üzerinden takip edilmeye başlandığını ancak başvuran çocuk sayısının yetersiz ya da sınırlı sayıda kalması nedeniyle projenin başarısının tartışmaya açık olduğunu söyledi.
İşmen, Aile Diş Hekimliği Projesi’nin içinin iyi doldurulması ve tanımlanması gerektiğini vurgulayarak, “En büyük hassasiyetimiz, projenin yanlış başlayarak sistemin yanlış kurgulanması ile çocuklarımızın ağız hastalıkları bakımından sağlıksız yaşam sürdürmelerinin devam etmesine neden olabilme riskidir. Projedeki başarısızlık, aynı zamanda koruyucu programlara olan güvenin de onarılmaz şekilde yaralanmasına yol açacaktır” diye konuştu.
Tarık İşmen sözlerine şöyle devam etti: “TDB olarak Aile Diş Hekimliği Projesi’nin tüm Türkiye’yi kapsaması gerektiğini, kamu ve özelde çalışan tüm diş hekimlerinden yararlanılması gerektiğini, aile diş hekimini sadece ‘koruyucu girişimlerle’ sınırlayan yaklaşımı kabul etmediğimiz ve aile diş hekimi kavramı içinde doğası gereği tüm diş hekimlerinin ve diş hekimi hizmetlerinin yer alması gerektiğini, koruyucu ağız-diş sağlığı paketi oluşturulmasını ve sosyal sigorta kapsamına alınmasını, 0-18 yaş çocuk ve genç grubunun yanı sıra, ülkemizin yaşlı nüfus hızındaki artış göz önüne alınarak 65 yaş üstü grubun da buna dahil edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Diş hekimlerinden birinci basamak sağlık hizmetleri sisteminden yararlanılmasını Aile Diş Hekimliği Projesi’nin başarısı için çok önemli bulmaktayız. Bu konuların başta Sağlık Bakanlığı ve ilgili kurumlarla ciddi olarak masaya yatırılması ve tartışılması gerektiğini düşünmekteyiz.”
Türkiye’de bir diş hekimi eksikliği sorunu bulunmadığına ancak bu hekimlerin iyi koordine edilmediğine işaret eden İşmen, “2023 yılı verilerine göre Türkiye’deki diş hekimliği fakülte sayısı 105’e yükselmiştir. Öğrenci alan 91 fakülteden yaklaşık olarak bugün itibariyle 11 bin mezun verebilecek hale geldik. Bu da bizim aslında bir diş hekimi sorunu değil, bir koordinasyon sorunumuz olduğunu göstermektedir” dedi.
Ağız Sağlığı, İnsanın Bedensel ve Ruhsal İyi Olma Hali İçin Çok Önemli
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Dünya Diş hekimleri Birliği’nin (FDI), genel sağlığın optimal yaşanmasında ağız-diş sağlığının önemine her geçen gün daha fazla dikkat çektiğini belirten İşmen, “Dünyadaki ölümlerin başlıca nedenleri arasında gösterilen bulaşıcı olmayan hastalıklardan diyabet, kalp ve damar hastalıkları ile üst solunum yolu ve kanser gibi hastalıklardan korunmada, aynı risk faktörlerine sahip olduklarından dolayı, ağız hastalıklarını da katmaktadır.
Ülkelerin birinci basamak sağlık hizmet sistemlerine, ağız hastalıklarından korunmanın yer verilmesinin, tüm bulaşıcı olmayan hastalıklarla mücadelede çok önemli rol oynayabileceğinin altı özenle çizilmektedir. Yapılan geniş epidemiyolojik araştırmalarda ülkelerin sağlık ekonomilerinin sürdürülebilirliklerinde koruyucu ağız-diş sağlığı hizmetlerinin birinci basamak sağlık sistemlerinde yer almasının sağlık ekonomisine ciddi yarar sağlayabileceği, BM ve DSÖ raporları ile uzun zamandır vurgulanmaktadır” bilgisini verdi.
Toplumun Neredeyse Tamamına Yakınında Diş Eti Sorunu Var
Türk Diş Hekimleri Birliği Genel Sekreteri Emel Uzer ise basın mensuplarının, hastanelerde ağız ve diş sağlığı birimlerine MHRS üzerinden randevu alma konusunda zorluklar yaşandığına ilişkin sorusu üzerine şunları söyledi: “Kamuda son yıllarda özellikle ağız diş sağlığı merkezi sayısında ve kamuya alınan diş hekimi sayısında bir artış var ama tüm toplumun ağız diş sağlığı sorunlarının oranını düşündüğümüzde, var olan kadro ve hastanelerle, fiziksel imkanlarla bu sorunların çözülmesi mümkün görünmüyor.
Şu an kamuda 13 bine yakın diş hekimi çalışıyor, toplumun neredeyse tamamına yakınında diş eti sorunu var. Bu kadar sık randevu saat aralığına rağmen kamunun bu şekilde toplumun tümüne hizmet vermesi akılcı da değil, doğru da değil.”
Koruyucu diş hekimliğinin önemine de vurgu yapan Emel Uzer, koruyucu tedavilerle ağız ve diş hastalıklarının ortaya çıkmadan önlenebileceğini ve tedavi edici hizmetlere göre çok daha düşük maliyetli olduğunun altını çizdi. Uzer, TDB’nin diş hekimliği fakülteleriyle ilgili hazırlanan dosyayı uzun süredir YÖK’e sunmak istediğini ancak randevu taleplerine yanıt alamadıklarını ifade etti.